F�nd�kl� K�y� Forumu
Eylül 08, 2010, 11:11:59 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Fındıklı Köyü Sitesi Yeni Forumu
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ordu ve Karadeniz Bölgesinde sıkça kullanılan kelimeler  (Okunma Sayısı 1132 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mehmet Yılmaz
Administrator
Newbie
*****
Mesaj Sayısı: 14


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Kasım 16, 2007, 04:05:19 ÖS »

Ordu ve Doğu Karadeniz Bölgesinde sıkça kullanılan kelimeler:
.... İlaveleriniz varsa LÜTFEN ekleyin....
kendi bölgemizin sözlüğünü birlikte oluşturalım.
Aba: Büyük kız kardeş, abla.
Aba: Çocuk dilinde abla
Abula: Abla
Abula: Abla (Hemşin)
Abula: Abla.
Aba: Abla, teyze, hala, yenge
Abula: Abla
Acmag: Acıkmak
Ac olmak: Acıkmak
Ac'olmak: Acıkmak
Aha: Bir şeyi arayınca aniden karşılaşınca, bir şeyi ani olarak anlayınca söylenir. 2-Tasdik, rıza gösterme bildirir, elbette, iyi, evet, doğru.
Aha: Yumruk sıkılarak göğüs hizasında sallanır, bu sırada söylenir, sözü geçen kişinin cimri olduğunu anlatır. Aha işte, hemen şurada, böyle anlamındadır, yumruk ise el sıkılığı demektir.
Aha: İşte burada. (Aha seni yakaladım.)
Aha meydan: Hodri meydan. (Güreşeceksen aha meydan.)
Aha: İşte o, işte şu.
Alaf: Hayvan yemi. (ot, saman vs.)
Alaflamag: Hayvanı yemlemek, yem vermek.
Alaf: Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı.
Alaflamak: hayvanlara yem, kuru saman, ot, vermek.
Alaf: Yeşil ot, hayvan yiyeceği. (Kadınlar alafa gittiler.)
Alaf: Hayvan yiyeceği, yal.
Alaf: Arpa, yulaf gibi ekinler ekilerek elde edilen hayvan yemi.
Alaf: Hemşin'de karayemiş, sarmaşık gibi yeşil bitkilerden oluşan hayvan yemi. Alafa gitmek.
Andır: Asıl manası sahipsiz maldır. Ölen birisinin akrabalarına miras olarak bırakıp gittiği mal, vs. Şimdi, canlı dilde küfür ve beddua anlamında kullanılır. (Bazen "andıra galmış" şeklinde kullanılır.)
Ander: 1) Cansız, fena, işe yaramayan, bakımsız, terkedilmiş, ölü malı. 2) Çirkin, uğursuz, miskin, tembel. 3)Garip, aciz, tuhaf. Ander çocukluk, ander felek.
Anderin Gaybanası: Yokolasıca anlamında ilenme.
Ander Kalmak: Olmaz olmak, yok olmak, ölüden arta kalmak. Ander kalasun biçiminde ilenme. Bir kimsenin sevdiklerinin yakınlarının ölmesini dilemek.
Hander: sahipsiz, lüzumsuz. (Hander kalsun çenberun, yüzünü göremedum)
Ander: Uğursuz, sahipsiz, metruk.
Ander: Fena, kötü
Ander kalmak: Kötülüğe kalmak, yok olmak
Angırmag: Kuvvetle bağırmak, çirkin sesle genizden bağırmak (at, eşek vs.)
Angırmak: Anırmak. (eşek)
Angırmak: Anırmak (Eşek ANGIRIYOR)
Arıg: Zayıf, cılız, sıska.
Arıglamag: zayıflamak, zayıf hale gelmek, çelimsiz olmak.
Ayrıca: Arıgca, Arıglaşmag, Arıglatmag, Arıglıg, Arıg-urug.
Aruklanmak: Zayıflamak. (Kışın ARUKLANAN inekler, yaylada etlenirler.)
Artmag: Miktar, sayı, ölçü vs bakımından çoğalmak, fazlalaşmak.
Artırmag: sayısını, kilosunu çoğaltmak, hacmini sahasını büyütmek.
Artmag: Çoğalmak. (İyi gurbetçi para ARTURAN gurbetçidir.)
Becid: Acele, çabuk, süratli.
Becid: Önemli, acele.
Becid: Acele. (Bu işim çok BECİTTİR.)
Bildir: Geçen yıl, bıldır.
Buldur: Geçen yıl, bıldır.
Buldur: Geçen sene. (BULDUR sene bolluk oldu.)
Bildur: Geçen yıl.
Buldir: Bkz. Bildur.
Bıldır: Geçen yıl.
Burmag: erkek hayvanları enemek, iğdiş etmek.
Burmak: Enemek, erkekliğini gidermek.
Buzovlug: İneğin döl yatağı.
Buzakluk: İnek rahmi.
Buzákluk: Hayvanda ana rahmi.
Buzakluk: İnek rahmi.
Cerge: Sıra
Cerge arası: Sıra halinde ekilmiş bitkilerin arasında olan.
Cergebecerge: Sıra sıra, sıralar halinde, saf saf.
Cerge cerge: Sıra sıra, saf saf, sıralar halinde.
Cergeleşmek: Sıra sıra dizilmek, sıralanmak, sıra halinde durmak.
Çerga: Ot biçme işinde biçilen sıra. Divan(i Lügat-i Türk): çerkeşmek saf haline girmek, sıralanmak, dizilmek, çer savaşta karşılıklı duran sağlar. Çeri sözcüğü de çeriğ asker, asker dizisi, ordu sözcüğünden gelir.
Çap: 1-Bir yazıyı, resmi vs'yi neşretme, yayınlama.
Çap etmek: Yayınlamak.
Çap etmek: El çırpmak, matbaa basmak.
Çatmag: 1- Belirli bir yönde giderek varılmak istenen yere ulaşmak varmak. 2- İlerleyen bir adama, arabaya vs'ye yetişmek, ulaşmak. ...7_Kavuşmak, birleşmek.
Çatmak: rastlamak.
Çatmag: Rastlamak, erişmek. Dersen, bir daha ÇATARMIYIZ.)
Çatmak: Rast gelmek.
Çaynik: Çay demlemek için kap, demlik.
Çaynik: Çaydanlık.
Çaynıg: Demlik. (Bir ÇAYHIG çay içiniz.)
Çepiş: Bir yıllık keçi yavrusu.
Çebiç: Altı aylık keçi yavrusu.
Çepiç: Bir yaşında keçi.
Çimme: Yıkanma
Çimmek: Yıkanmak
Çimmak: Yıkanmak.
Çor: Küfür, beddua ifadesi.
Çorlanmak: Yemek, tıkınmak (olumsuz anlamda).
Çorsu: Tuzlu, acı su.
Çor: Hastalık, ishal, nasır vs. (Arkadaşım rahatsız, herhalde ÇORLAR tutmuş.)
Çorlanmak: Yemekten boğulmak (çorlanasın), zehirli bir şey yemek (çor yiyesin).
Dalda: 1-Sığınmaya ve korunmaya yarayan. 2- Korunmaya ve sığınmaya yarayan yer, emin yer. // Gizli yer.
Dalda-bucagda: Gizli, göze görünmeyen yer, göz önünde olmayan yer.
Dalda: Açıkta olmayan yer, kenar, gölgelik, ağaç altı, korunaklı yer.
Daldalanmak: Gölgelik, korunaklı yere girmek. Gizlenmek, sığınmak.
Dar: Ev, mesken, mekan.
Darni/Drani: Evin üst katı. Saçakla döşeme arasındaki yer. Çok eskilerde buraya ot, mısır yaprağı gibi hayvan yemleri konulurdu. Bazen erzak deposu olarak da kullanılırdı.
Daraba: 1-Tahta vs. ile yapılan bölme (oda içinde). 2-Evin yanına ahşap vs.den yapılan ek.
Taraba: Tahta perde, bölme, duvar.
Taraba: Tahta perde, tahta bölme.
Deyirmi: 1-Daire şeklinde olan; yuvarlak, dairevi. 2-Yuvarlak.
Değirmi: 1-Başörtüsü. 2-Boyu eni kadar olan kumaş ölçüsü. Bi değirmi tülbent. Anadolu'da yuvarlak anlamında değirmi çok yaygındır.
Değirmi: Başörtünün üstünden sarılan tül çenber.
Değerimi: Değirmi, yuvarlak, yassı.
Deyme: Olgunlaşma, yetişme.
Deymek: 1-olgunlaşmak, hamlığı, kelekliği gitmek.
Değmek: Meyva olgunlaşmak, olmak.
Değmek: Meyva olgunlaşmak.
Değmek: Meyve olgunlaşmak.
Ding: Çeltiğin tanelerini kabuğundan döverek ayıran araç.
Ding: Mısır vb. tahılın kabuğunu ayırmakta kullanılan alet.
Div: Şark masallarında kahramanlara karşı koyan çirkin, suratsız, haddinden fazla büyük boynuzlu efsanevi bir yaratık.
Divdi suratlı: Sevimsiz kişi.
Div: umulmadık büyüklükte canavar.
Div: Dev
Dizlik: 1-Erkeklerin pantolonun altından giydikleri (genelde beyaz patiskadan dikilen) uzun külot. 2-Kadınların giydikleri bel kısmı büzgülü etek.
Dizluk: Şalvar
Dizluk: Kadınların dizine kadar inen iç şalvarı.
Dizlik: (İyidere'de) Uzun erkek donu, kilot.
Ehli: Ehlileştirilmiş; ehlileşmiş, evcil.
Ähğli: Akıllı, evcil. (Yabani hayvan kolay kolay ÄHĞLİleşmez.
Eğli: Ehil, aşılanmış (meyva).
Emcek: Meme, göğüs.
Emçek: Meme
Encam: Son, nihayet, sonuç
Encami: Sonunda. (Encami ölüm var.)
Gada: 1-Bela, dert, felaket. 2-"Gadası" şeklinde; yalvarış veya okşama ifadesi olarak rica yahut hitap bildirir.
Gadanı alım: yalvarış veya okşayışla rica bildirir.
Gada: Dert, hastalık, sıkıntı, bela.
Gada: Dert, keder.
Gada/Gadanı Almak: Çare olmak, avutmak.
Gatıg: 1-Yoğurt. 2-Ekmekle beraber yenen, ekmekle beraber karın doyurmak için yene şey.
Ayrıca: Gatıgaşı, Gatıgcı, Gatıgdoğraması, Gatıgguymağı, Gatıglamak, Gatıglanmak, Gatıglaşdırmag, Gatıglaşdırılmag, Gatıglı.
Katuk: Yoğurt. Türkçe katmak'tan katık. Türkiye Türkçesinde ekmekle doymak gerektiğinde yanına katılan yiyecekler, peynir, zeytin, vb.dir.
Gireve: Gizli yer, pusu kurulan yer.
Gireve düşmek: Fırsat düşmek, imkân oluşmak.
Gireme: Fırsat.
Gorbagor: Ölen birine küfür olarak kullanılır.
Gorbagor etmek: Ölen bir adamı tahkir etmek, rezil etmek, arkasından küfür etmek.
Gorbagor olmag: Ölmek, gebermek. (Küfür olarak kullanılır.)
Korbokor olmak: Kötü duruma düşmek.
Gor: Mezar, kabir.
Korbakor olmak: Yok olmak, kötü duruma düşmek.
Gurut: Yuvarlak şekilde kurutulan çökelek, süzülüp kurutulan ayran.
Kurut: Kaynatılmış, suyu alınmış sütten elde edilen süzme yoğurt.
Guymag: Un ve yağla pişirilerek bal veya şekerle yenen bulamaç, hamur işi.
Kuymak: Peynir katılarak mısır unuyla yapılan katı yemek.
Kuymuk: Peynirli muhlama.
Gülğüle: Gürültü, karışıklık, bağırıp çağırma.
Gulgula: Hengame. (Bir GULGULADIR gidiyor, sonu belli değil.)
Gümrah: Kıvrak, sağlam, güçlü, kuvvetli. //Çevik, canlı, hareketli.
Gümrah: 1-Gelişkin, iyi yetişmiş. 2-Verimli yer.
Güyüm: İçine su konan veya taşınan, uzun boğazlı, iri kulplu bakır kap; bakır testi.
Gügüm: Su taşımaya ve ısıtmaya yarayan, yandan kulplu, boynu uzun ağzı dar, bakır kap. Güğüm.
Gugüm: Güyüm. (GUGÜM su ile dolu.)
Habele: Bunun gibi, böyle, bu şekilde, ayrıca.
Haboyle: böyle, öyle bu biçimde. Böyle bu - ile'nin bileşiminden.
Ha bole: Böyle
Ha bule: Bkz. "ha bole"
Haböyle: Böyle
Haçan: Ne zaman, ne vakit.
Haçan: Ne zaman, ne zamanki, madem.
Açan: Ancak.
Haçan: Ne zaman, Ne zaman ki.
Haçan: Eğer.
Hemail: 1-Kılıç, tabanca vs. omuzdan asmak için takılan kayış, hamail. 2-Boyuna takılan, üzeri ipekle süslenmiş kadın takısı. 3-Eskiden hastalıklardan korunmak için insanların boyunlarına taktıkları dua.
Hamayli: Dört köşe madeni kutu içinde büyük muska. Arapça himale, hamile kökünden hamail kılıç bağı.
Heşil: Suda pişirilip yağ ve pekmezle yenen hamur yemeği.
Haşil: Un yağ lapası.
Hodag: 1-Pulluğa koşulan öküz. 2-Az sayıda sığır güden sığır çobanı (daha çok çocuk ve buluğ çağına eren sığırtmaçlar için kullanılır, genellikle bunların her biri bir ailenin hayvanını güder.)
Hodak: Çiftçi, çoban yamağı. Gümüşhane'de fakir aileler tarafından başka köylülere yıllık olarak kiralanan erkek çocuk.
Hedak: Çiftçi yardımcısı, hodak.
Hozan: Tahılı biçilmiş tarla.
Hozan: başaklı bitkilerin kesilmesinden sonra tarlanın durumu.
Hozan: Sonbahar.
Hozan: Tarla.
Hov: Şişkinlik, iltihap (yara). Hov elemek: Şişmek, iltihaplanmak. Hovu çekilmek: şişkinliği kaybolmak.
Hovlanmak: şişmek, iltihaplanmak.
Hov: Şiddet, hız, sürat.
Hov: Öfke, öç, hırs, hayıf.
Hovlamak: Öfkelenmek, kızmak, hayıflanmak.
Hovlanmak: Bkz. "hovlamak".
Hovini almak: Hevesini almak.
Hurd-heşil: Ezik ezik, sağlam herhangi bir tarafı kalmayan, her tarafı zedeli.
Hğurdameşil: Hurdahaş, dağılmış.
İgit: Bir işte, kavgada yiğitlik, kahramanlık, mertlik gösteren, cesur, yiğit.
İgit: Yiğit. (İGİTA bak İGİTA nasıl bindi tabuta.)
İl: Yıl, sene. Dünyanın güneş etrafında bir kere dönmesiyle geçen zaman.
İl: Yıl, sene. (Gurbete gittiğun İL oldu hala mektubun gelmedi.)
İlan: Yılan.
İlancıg: Ayakta kolda yara şeklinde görülen kemik vereminin halk arasındaki adı.
İlancuk: Yılancık, mikropların bir sıyrığa veya yaraya bulaşmasıyla oluşan hastalık.
İstekan: rus. Bardak, çay bardağı.
İstekan: İnce belli çay bardağı.
İstikan: Su, çay bardağı. (Bir İSTİKAN su verir misin?)
İşgil: 1-Şüphe, ümit. 2-Zorluk, engel, zor durum.
İşgil: şüphe, korku.
İşgillenmek: kuşkulanmak.
İşkirli: Vesveseli, tedirgin.
İşlek: 1-Çalışmayı seven, çok çalışan, vaktini boşa geçirmeyen;çalışkan.//İşçi, amele. 2-Çok kullanılan, hareketli
İşleg: İşlek.
Kartof: 1-Patates bitkisi. 2-Patates.
Kartof unu: Patatesten hazırlanan nişasta.
Ayrıca: Kartofçıharan, Kartofçu, Kartofçuluh, Kartofdograyan, Kartofeken, Kartofkimiler, Kartofsoyan, Kartoftemizleyen.
Kartof: Patates.
Kartof: Patates.
Kelef: 1-İplik, tel vs yumağı. 2-mec. Karışık şey.
Ayrıca: Kelef dolaşmag, Kelef kimi, Kelefi dolaştırmag, Kelefi garışmag, Kelefin ucu açılmag, kelefin ucunu itirmek, Kelefin ucunu tapmag, İpek kelefine göndermek, Kelefleme, Keleflemek.
Kelep: Çile, halka, dalda kalıp erimemiş kar.
Kelepçe: İpliği kelep yapmak için kullanılan bir ucunda iki çıkıntısı olan çubuk.
Ketan: Ketengillerden, mavi çiçekli basit yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir otsu bitki. Bu bitkinin liflerinden hazırlanmış kumaş.
Ketan: Kendirden dokunan kumaş, kendir bezi.
Kösöv: Bir kısmı yanıp kararmış veya yanıp sönmekte olan odun parçası.
Oksek: Yakacak küçük odun. Ucu yanan değnek.
Köynek: Gömlek. Mec. Elbise.
İç Köynék: Fanila. (Yazun sıcağında İÇ KÖYNEK giyilir mi?)
Kύmlek: Gömlek
Küncüd: 1-Susam. 2-Bu bitkinin tohumu.
Küncüd halvası: Susam helvası.
Küncüd yağı: Susamdan elde edilen yağ.
Küncüdlü: Susamlı, içinde susam olan.
Küncü: Susam tanesi.
Küp: Pranganın anahtarla açılıp kapanan kısmı.
Kupli: Asma kilit.
Kupli: Kilit, asma kilit.
Kupli: Asma kilit.
Küre: Kulakları uzun (koyun.)
Güre: 1-Bir yaşından üç yaşına kadar tay. 2-Kulakları küçük koyun keçi.
Kura: Kısa kulaklı koyun ve keçi.
Küt baş: Akılsız, kalın kafalı.
Kot kafa: Aptal, büyük, boş kafalı.
Kot baş: Aptal kişi
Küy: Gürültü, patırtı, kavga, münakaşa,eden kimselerin bağırıp çağırmaları.
Küy düşmek: Heyecan, bağırıp çağırmak.
Küy basmağı: Karışıklık, gürültü meydana getirmek.
Kuyişma: telaşla bağırıp çağırma.
Kuyis: Çığlık, bağırıp çağırma.
Kuyis etmek: Çığlık atmak, bağırıp çağırmak.
Kuyis etmek: Bağırmak, çığlık atmak.
Lavaş: İnce ekmek, yufka ekmek. Lavaşçı: Lavaş pişirip satan kimse. Lavaşlamag: Lavaş ekmeği içine koyup bükmek.
Lavaş: Yufka ekmeği tatlısı.
Lengeri: Siniye benzeyen fazla derin olmayan bakır kap.
Legen: geniş, yayvan kap.
Lenger: Tepsi biçimli geniş sahan.
Lobya: Fasulye. Bu bitkinin tohumu.
Lobyalı: Fasulyeli. Fasulye ile pişirilmiş.
Lobiya: Fasulye.
Lobiya: Fasulye.
Lobya: fasulye.
Mete: Toprak üzerine oyun oynamak için çizilen daire. Mete mete: Daire içinde oynanan çocuk oyunu.
Met: Dopdolu, Rize'de çelik çomak oyunu.
Met: Çelik çomak oyununda çelik.
Met değnek: Çelik çomak oyunu
Met-Değenek: (İyidere'de metika) Çelik çomak oyunu.
Meze: 3-mec. Naz, gamze, işve. Meze vermek: Naz etmek, gamze yapmak. 4-mec. Güldürücü şey.
Mezelemek: Alay amacıyla taklidini yapmak, mimiklerle dil çıkararak kızdırmak.
Nahır: Sürü, sığır sürüsü. Nahıra getmek: Nahır çobanlığı yapmak, sığır sürüsü gütmek. Bir nahır: Oldukça fazla, çok, sayı itibariyla çok.
Nahırçı: Nahırcı, sığır çobanı.
Nahir: Sığır sürüsü.
Nan: Ekmek.
Namna: ÇocOuk dilinde ekmek.
Nanıg: Zayıf, güçsüz.
Näni: Küçük, ufacık.
Otarmag: Otlatmak.
Otarılmag: Otlatılmak.
Otarmak: Hayvan gütmek. (Sığırları akşam serinliğinde OTAR.)
Otarmak: Otlatmak, gütmek.
Oynag: Eklem, mafsal, boğum.
Oynag: Mafsal, eklem veya dönek.
Peltek: Dilini dişleri arasına alarak konuşan ve bundan dolayı bazı harfleri (r, l vs) doğru düzgün telaffuz edemeyen.
Ayrıca: Pelteklenmek, Pelteklik.
Pältäk: Kekeme.
Saciyek: Sac ayağı
Übrük: İbrik
Öso: Ucu kor(yanan) dal
Öndere-öğündere : Uzun sopa
Çötre: Taşlarla oynanan bir çocuk oyunu.
Yunmak: Yıkanmak
Cıppan yapmak: Alkışlamak
Hayat: Evin bir bölümü (Antre, giriş salon)
Cımbış: Seyirlik durum.
Eğiş(Eniş): Çoğunlukla ocakta ekmek yapımında kullanılan maşa, kürek vaazifesi gören metal alet.
Goguzlamak: Aralamak   (Pencereyi  goguzla:Pencereyi arala).... Kaynak:Topcuoglu
Goğuz olmak: Yaklaşık 3/4 büyüklük, tamamlanmasına ramak kalmak.
Girebi:El orağı ve nacak arası kesici bir alet.
Haccak (Haççak): Güzel, cici, hoş
.... İlaveleriniz varsa LÜTFEN ekleyin....
kendi bölgemizin sözlüğünü birlikte oluşturalım.
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2008, 07:57:17 ÖÖ Gönderen: Mehmet Yılmaz » Logged
Se®kaN GsM
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 2


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #1 : Kasım 16, 2007, 04:33:35 ÖS »

valla bilmediğim neler varmış
Logged
ayten şahin
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 5


kişi sevdiği ile beraberdir(hadisi şerif)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Şubat 13, 2008, 05:04:15 ÖS »

gübür:toz,toprak,çöp
Logged

NOKTA KADAR BİR MENFAAT İÇİN,VİRGÜL KADAR EĞİLME.
ordulu-mehmeteymur
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mart 23, 2008, 07:13:12 ÖÖ »

darı= mısır
böğce=fasulye
dastar=kilim,sergi
çakıl=olmamış meyve
Gülümseme)
Logged

gidemediğim zamanda da yine orduluyum.
Mehmet Yılmaz
Administrator
Newbie
*****
Mesaj Sayısı: 14


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #4 : Temmuz 10, 2008, 10:48:54 ÖÖ »

Bunları da zonguldak Alaplıdaki bir siteden aldım. Bakalım ne kadar ortak kelime var?
Aba : Üst ceket , palto
Abalak : Dolgun yüzlü
Abur cubur : karışık (yemek)
Acı : Tahnalın sürgününden elde edilen zehir
Acıgıcı : Tavşanekmeği
Acuk : Azcık
Açma : Ormanda açılan tarla
Aga : Kardeş ( kız - erkek)
Ağarayak : Doğumu Yaklaşmış kadın
Ağnalamak : At, eşek ve katırın sırt üstü yatarak sağa sola dönüp bağırması
Ahırgüz : Kasım ayı
Akur : Ahır
âl : Koyun , keçi ağılı
Alaf : Mısırın meyvesi alınan sapı
Alamuk : Parçalı bulut geçişi
Albur : Nisan ayı
Allo Evin önündeki arazi parçası
Alma : Elma
Ana : Değirmen bendi, Anne
Anda bunda : Belli belirsiz
Andaç : Anıt, eser
Andır : Lüzumsuz işe yaramaz
Annak : Etrafın rahat gözlendiği ,görülebilir alan
Apaz : Avuç dolusu
Ardak : İçten Çürümüş, çabuk kırılan ağaç
ârı : doğru ( oradan doğru buraya)
Armuz : Kerestedeki budak
âşak : teşi ve êgerceğin ucundaki yarım yuvarlak
Avara : Avare
Avkuru : Yatay
Avu : Ormangülü
Avurtatma : Ateşli, iddialı konuşma
Avuz : doğumdan sonraki ilk süt (İnsan ve hayvanda)
Ayakçak : Ayak yıkanan bakır leğen
Ayıekmê : Agaçların gövdesinde biten yarıdairesel sert mantar
Ayranlığı taşmak : Patlamak
Ayruk : Tarlada biten yabani ot (ayrık)
Ayvazını Çıkarmak : Karşılığını almak
Azdık : Azık - yiyecek
Bâ : Bir destenin bağlı hali
Bâcak : Beşiği sırtta taşımak için kullanılan el dokumaı motifli ip
Badak : Ayı yavrusu
Badıç : Fasulye, biberin yeşil birer adedi
Bakraç : Bakır ince belli süt, ayran, yoğurt kabı
Baldıcan : Domates, Patlıcan
Bârsuk : Bağırsak
Başak Tarladan hasat sonrası alınan kalıntı ürün
Bayak biraz önce
Behni : Hayvanların beslendiği ağaç yemlik
Bek : Sıkı, kuvvetli-tarlayı yabani hayvana karşı bekleme
Beremsük : Cılız, bakımsız
Bezene : Bezelye
Bezmeldek : Soluk benizli, bitkin
Bibi Hala (babanın kızkardeşi)
Biçik : Dana
Bıdık : Etine dolgun , besili
Bıldır : Geçen yıl
Bitemi : Toptan , hepsi
Bıyıl : Buyıl
Bôce : Bu gece
Bôcük : Böcek
Bôle : Böyle
Bôn : Bugün
Bonduruk : Boyunduruk
Bôr : Bağır-Döş
Bôrtden : Böğürtlen
Bosdan : Salatalık
Bozik : Domuz yavrusu
Böremit Fırınlanmış armut, elma
Bucak : Mutfak
Burçak : 1 yaşında azıları yeni çıkan domuz yavrusu
Buymak : Üşümek
Bükme : dönemeç, viraj
Bürgü : Büyük beyaz başörtüsü (kadın)
Cablama : Kiremit çıtası (tahta örtü altına çakılan çıta)
Cabur : Fasulyenin tanelisi
Cavdar : Çavdar
Cebiş : Keçi yavrusu
Cecim : Kilim deseni (kareli, çarpılı) Cicim
Ceele : Küçük sincap
Cember : Beyaz başörtüsü
Cemek : Sapan okundaki toprağı temizleme aleti
Cencùk : Kapı pencere çekmece kilitleme kancası
cevùz : Ceviz
Cıbıldak : Çıplak
Cıbır : Çıplak, Parasız pulsuz
Cicik : Meme-Göğüs
Cıdık Bir tür kuş avlama tuzağı (gergin ip ve ilmikli)
Cıdo Yaar : Katır ve atta omuzbaşı yarası
Ciğmak : Ağaç kökündeki yeraltında ilerleyen pençe
Cil Kabağın el içine sığacak kadar olan hali
Cılban : Küçük taneli bezelye
Cılga : Patika yol
Dirgen Uzun sopa-Yığına malzeme vermeye yarar çatal sopa
Cılmuk :
Cımbırt :
Cimcük : Çimdik
Cıpban : Alkış
Cırcır : çocuk oyunundaki misket
Cırgana :
Cırtdık : Bir kuş türü
Civit : Kabak, salatalık, karpuz, kavun çekirdeği
Cizdeme :
Cizleme : Buğdaydan yapılan ince saç ekmeği
Colap : Suyla kaynatılmış bal
Cöbre : Balın kaynatılması sırasında yüze çıkan posa
Curap : Çorap
Curuk : Bir tür kuş
Cuul : Çok sayıdaki tahıl saplarının deste haline getirilmesi
Cücük : Civciv ( soğanın özü)
Çadar : Tohumluk mısırı koçanından ayırmadan asmak
Çakıl : Olgunlaşmamış, ham meyve
Çakıldak : Değirmen zahireyi boğaza düşüren düzenek
Çakşır : El dokuması yünden erkek pantolonu
Çalıçilê : meyvesi yenilen bir tür dağ çileği
Çantıbiti : Tahtakurusu
Çapaçul : üstü başı yırtık dökük (insan)
Çaplamak : üst üste dizmek
Çardak : Büyük üstü açık tahta balkon
Çaşı Çarşı
Çat : ikiye ayrı suyun, yolun , ağacın iki dalının birleşim noktası
Çeelik : Gevşek ufak taşlı oynar zeminli toprak
Çekiş : Ağız kavgası
Çelçemez : Çerez
Çenti : Çentik-Çanta
Çepel : Karlakarışık yağmur
Çepni : Yeni yetişen hızlı biraz da haylaz genç
Çevürge : Küçük fırdöndü ( topaç)
Çıır : Karda açılan Çığır , yol
Çıkı : Kese, para kesesi
Çıkım : Yayıktan bir seferde alınan yağ
Çilliği çıkmak : Çok bağırmak
Çılmuk : Ağaç çılmığı
Çımçıkıl : Nesnenin çok sayıda olması durumu Gökteki yıldız gibi
Çimmek : Yüzmek, Yıkanmak
Çın : Meyve ve yaprağı ile koparılmış ağaç dalı parçası
Çırakman : Çıra için şamdan
Çit : Sebzelik bahçe
Çıtdak : Ateşten fırlayan köz taneciği
Çıtıman : Tahılın bağ halinde yan yana dik konulması
Çıtır : İnce sık fidanlık-karışmış ip yumağı
Çivse : Çiğ ( yağış)
Çolampa : Sakar
Çopul : İşe yaramaz bitki artığının istifi
Çotur : Sık bitmiş ağaç fidanlığı
Çöödürmek : Üstüne fışkırtmak
Çöörek : Mısırın hasat sonu tarlada kalan sap kısmı
Çöpür : Keçi kılı
Çörtük : Ham armut (aşısız)
Çörüşük : Uyuşuk işe yaramaz insan
Çöt : Kısa boylu
Çul : Keçi kılından dokunmuş kalın örtü
Dâcuk : Tulum
Damuzduk : Damızlık-Yoğurt mayası
Daraba : Geniş döşeme, duvar tahtası
Darı : Mısır koçanı , Mısır tanesi , mısır bitkisi
Darı çivisi : Koçanı saptan ayırmaya yarayan ağaç sivri el aleti
Dasdar : Yünden motifli dokuma ince pike
Davun : Zıkkım
Dazgır : Uzun boylu
Değmen : Değirmen
Dekmük : Tekme
Depük : Suyunu çekmiş yemek (az sulu)
Desde : Tahıl bağı
Dibek : Mısır, Buğday dövülen taş tekne
Dığılcuk : Dolu yağışı
Diklembeç : Gayri nizami duruş
Dingilgöç : Tahtrevan
Direboo : Arıların çıkardığı bir tür zamk
Direcen : Katıra yük yüklerken kullanılan ucu çatal destek ağacı
Dirgen : Genellikle üç çatallı ekin bağı taşıma sopası
Dırmuk : Toprağı ezen çok ağaç çivili üçgen tarım aleti
Dişô Değirmen taşına yiv (diş) açmaya yarayan alet - çekiç
Divrek : Canlı, kıvrak, diri, dinç
Dizincek : Sıra sıra dizili
Dôcek : Havan
Dolak : Bel , boyun korsesi gibi (giysi)
Dombay : Manda
Domuz âşa : Yer elmasına benzer yabani bitki
Door : Katır , at , eşek için Dur komutu
Doran : Ağaçlarda ana gövdeye bağlı kalın ana dal
Döl : Koyun, keçinin sütten kesilmemiş yavrusu
Dönzerme : Tavada pişirilen ince yağlı ekmek
Dutak : tencere tutacağı (iki parçalı ortadan birleşik)
Duzdugatık Süzmeyoğurdun tuzlanarak saklanmışı
Düve : 1 Yaşında dişi sığır
Düven : Harmanda ekin döven tahta tarım aleti
Een : Giysi
Elcuk : Kapı pencere çekmece tutamağı
Eldicek : Dibek tokmağı
êlên : bekle, eylen
Elik ekmê : Doğal ortamda yetişen turuncu süt mantarı
Elikgeçi : Dağ keçisi
Ellik : Eldiven
Emi : Amca, kayınpeder
Enük : enik
êr : eğer
êrcek : Ham yünü kabaca eğiren ip yapan el aleti
Erinmek : Üşenmek
Eruk : Erik
êsük : alışveriş yapmaya gitme, eksik giderme, eksik
Esvap : Elbise, tüm giyecekler
êşi : ekşi
Eşşek osurù : Çayırda yetişen içinden pis koku-toz çıkan mantar
Et Mantarı : Kiraz, elma, armut, meşe çürüğünde yetişen mantar
Evdi : Kaşık, saz yapımında kullanılan içbükey el bıçağı
Evelek : Yenmeyen bir tür bitki
Evin : Küçük otsu bitkilerin meyve içi , özü
Evlek : Bir dönüm arazi parçası
Eyiş : saçtan ekmek çevirme aleti
Ezeltere : Bir tür yenilebilir yabani bitki
Fa : Hayvanlara (büyükbaş ve yük) dur komutu
Felek : Manivela-Kötü kader
Fer : derman takat güç
Ferak : Ferah, Serin, Rahata çıkma
Ferik : Yumurtlamayan yavru tavuk
Fıraktı : Ağaçtan yapılan avlu çiti
Fırsız Sülük : Kabuksuz salyangoz
Foltak : Gevşek , dar , içinde oynar
Fors : Caka
Gabuklu sülük : Salyangoz
Gadak : Teğer, eğreti el dikişi
Gagıçlamak : Uyarı anlamında itmek
Galdirik : Bir tür bitki (Zılbırt,Hodan)
Galiç : Uzun saplı dar ağızlı ekin orağı
Galloon : Bir tür sütlü ot (hayvan yiyeceği)
Gamazgarga : Kara karga
Gamsile : Yağmurluk
Gandil : Kandil , şinanay, ışık
Gandilbağı : Çatıda kullanılan bir ağaç
Gapcuk : Fasulyenin posası
Gapulca : Bezelye türü
Gara mantar : Kayın ağacı çürüğünde yatişen bir tür sulu mantar
Garabo : evin dört tarafını birleştiren ağaç
Garagış : Aralık
GaraMartin : Tek mermi alan uzun menzilli el yapımı tüfek
Garmuk : Olgunlaşmış mısır
Gasget : Şapka
Gasnak : Karda yürümek için dairesel ağaç içi iple örülü ayakkabı
Gaşô : Kaşağı
Gav : Ağaç çürüğünden ateş yakmak için kullanılan madde (kav)
Gavcanlık : İçine kav çakmak için tütün konulan deri kese
Gavlak : İşe yaramaz , yaşlı, içi boş
Gavran Köknar ağacından yapılan yiyecek saklama kabı
Gavsuk : Fındık meyvesinin dış yeşil kabuğu
Gavşak : Kestane kebabı
Gavut : Fırınlanmış mısır tanesi
Gebre : At tımarı için keçi kılı eldiven
Geçek : Kapalı kontrollu geçiş kapısı
Geçin : Patlamamış mısır tanesi
Gedük : Gedik
Gelek : Yaprak, Sayfa
Gelincùk : Bir tür Sincap (adıgüzel-adısöylenmez)
Gelincùk : Ormanda yetişen bir tür mantar (gelinparmağı)
Gemùk : Kemik
Gendeme : Dövülmüş buğday
Gepcuk : Kart yeşil fasulye
Geriş : Çıkılan, çıkılacak bayır
Gero : Uzaktaki nesneyi çekmek için kullanılan ucu ters çatallı sopa
Gêsi : Elbise, tüm giyecekler
Gev-gev : Kemanenin burgusu
Gıbış : Hareket
Gıçmuk : Tekme
Gıdıgabak : Taze kabak
Gıdık : Sepet
Gılcan : Elde dokuma yün pantolon
Gilden : Kurbağa yavrusu, cemile
Gılik : Küçük Saç ekmeği - küçük peynir tekeri
Gındıra : Sulak yerde yetişen bir tür ot
Gıran : Sırt, Tepe
Gırçan : Kar tanesinin dallara yapışıp donması
Girebi : Ucu çıkıntılı küçük balta
Gırımsa : Az yağan kar
Gırkılmak : Davarın tüyünün kesilmesi
Gırklık : Yün makası
Gıro : Kırağı
Gısgu : delik kapatmaya yarayan ağaç , bez parçası
Gış gabağı : Kış kabağı
Gıylamak : Kenarını düzeltmek
Gîz : Kadınlara sesleniş ünlemi (kız)
Gö : Olgunlaşmamış, ham - Mavi
Gôbez : Köpek yavrusu
Gôcen : Kedi yavrusu
Gocuk : Kısa Palto
Gôklen : baharda geyiklerin yeşillik yeme zamanı
Golçak : İri , yassı sepet
Gônùk : Bez yanığı
Gopca : Düğme
Goruk : İçi boş, delik
Gôsak : El altında olmayan tenha köşe
Goşam İki avuç dolusu
Goyultmaç : Nişastadan yapılan tereyağlı sıcak tuzlu yemek
Goz : Ceviz
Gozak : Meşe, çam Kozağı
Göcek : Büyük sırt sepeti
Göden : Kurbağa
Gödükçün : Kaplumbağa
Gökçeağaç : Kayın ağacı
Gön : Hayvan derisi
Göndem : Döveni çekici hayvana bağlayan eğri kalın ağaç
Göynek : Gömlek
Gözyeri : Küçük dolap yeri
Gulan : Elle dokunmuş desenli taşıma ipi
Gulun : Dul kadının beraberindeki çocuk
Gumbul : Küçük sepet (kabuktan yapılma)
Gurmut : Bir tür yenilebilir ham meyve
Gùrün : Su kaynağındaki ufak göl-karışık sık bitki örtüsü
Guskun : At eyerini tutan parça
Guşluk : Sabah-Öğle arası
Guuk : Guguk kuşu
Guvak : Saçtaki kepek
Guvalak : Baykuş
Guvan : Arı kovanı
Guvan otu : Bol çiçekli bir tür ot
Guz : Kuzeye bakan bölge
Gücük : Küçük, kısa, ufak (Şubat)
Güllük : Eğrelti otu
Güniye : Güneye bakan yamaç
Gürez : Hindi yavrusu
Güvelek : Sinek çeşidi-Su kabı
Halgun : Halka
Hamut : İş hayvanlarının tek bağlandığında boynuna takılan halka
Haralı gazan : İki kulplu en büyük kazan
Hardama : Örtü tahtası
Hark : Su arkı küçük kanal
Hast : Hayvanlara (büyükbaş ve yük) yürü komutu
Haşı : Çamaşır kaynatma
Havruz : Beşikteki tuvalet lazımlığı
Hâvura : Ora
Hayat : Salon
Haylamak : Bağırmak seslenmek
Hayli : Yok ancak inanış gereği olmadığını söyleyememe imi
He : Fındık, kestaneden örme büyük sırt sepeti
Hedik : Olgunlaşmamış mısır
Helle : Süt ve undan yapılan bir tür çorba
Herek : Fide dikilen yastık alan
Heyis : Sapanın tarlada açtığı iz
Him : Görünmeyen dip köşe
Hımitmek : Burun silme refleksi (sümkürmek)
Hingilim : Oynama-eğlence
Hırtuk : Yaramaz, sevimli
Hışır : Eski kumaş, bez parçası
Hızan : Çoluk, çocuk ev halkı
Hodul : Kabadayı
Hol : Tavuğun yumurtlaması için altına bırakılan yumurta
Holak yımırta : Haşlanmış kabuklu yumurta
Holasa : Komik insan
Holluk : Tavuğun yumurtladığı yer
Hongul : İhtiyar
Horanta : Eğlence düşkünü
Hortuk : Eşek yavrusu - sevimli çocuk
Hoşgıran : Yenilebilir bir bitki (Darı Mancarı)
Hozan : Verimi düşük yanık ürün
Höl : Yağmurdan ıslanan ekili toprak
Hörelemek : Azarlamak
Höşül : Yenilmeyen ezik meyve
İlên : Leğen
İlistir : Kevgir
İlkgüz : Eylül
İmeci : İmece
Irât : Rahat
Irıp : Yöntem, Üslup
Işgın : Filiz
İşlik : Yün iç ceket
Kel : Hindi
Kelçük pâla : Kabuğuyla kırılıp kurutulan fasulye
Kelek : Büyük hayvan zili
Kelük : Tahta parçası (ele gelir büyüklükte)
Kerme : Hayvan gübresi
Kesdene : Kestane
Kesek : Tarlada kurumuş sert toprak parçası
Kesmùk : Çelme
Kestenkele : Kertenkele
Keşik : Sıra, hak
Kevùk Mısır koçanının içindeki yenmeyen kısım
Kile : iki tenekelik hacim ölçüsü birimi
Kip : Esaslı duruş, Yakışmak
Kiran Kızılcık
Kirez : Haziran ayı , Kiraz meyvesi
Kirman : Kalın ip eğirme aleti
Kirmit : Doğal ortamda yetişen süt mantarı
Kôk Patates
Kôm : Ağıl
Kôplü : Köprü
Kôstenkupelek : Köstebek
Kôtek : Elle tutulan uzun tahıl, adam dövme aleti
Kôzmelik Ahır penceresi
Köörek : Kendirin lifleri alındıktan sonra kalan sapı
Kösmük : İzmarit
Kùlek : Köknar ağacından yapılan peynir, yağ saklama kabı
Kùskü : Değirmen manivelası
Kütmek : Biçimsiz ağaç takozu (kesilmesi zor)
Kütürüm : Çatının temel ağacı-Yatalak
Maha : Çatı ağacı
Malay : Mısır unundan yapılmış hamur yemeği
Malguşu : Bir tür kuş (tarla kuşu)
Maraz : Hastalıklı
Mertek : Ahır taban tahtası
Merülcen : Dikenli bitki, Çoban ekmeği
merül-merül : Garip-garip bakmak
Meşmeret : Şike
Mezer : Mezar
Mık : Çivi
Miz : Buzağıların burnuna takılan çivili başlık
Nacak : Balta
Nakıs : Ters
Nene : Kaynana
Nezük : Taze, körpe, nezih
Nivûk : Yenilebilir bir bitki
Ocak : Ateş yakılan yemek pişirilen taştan örme ateşlik
ôğnnùk : yarım gün (bir öğün arası zaman dilimi)
ômeç : Tereyağ katılarak ezilen taze mısır ekmeği
Önnùk : Önlük (forma)
ônùk : Bir öğünlük
Orak : Temmuz
ôrsemek : çiftleşme zamanı gelmek
Ortagüz : Ekim
ôrüzger : Rüzgar
ôsö : Ucu köz olan odun parçası
Oyuk : Tarlayı yaban hayvanına karşı koruyan kukla şekli
ödüç : Ödünç
Öğrmek Öğürmek
Öğrüm : Geyiklerin çiftleşme zamanı
Öndere : Çiftte öküz için kullanılan uzun sopa
Örmek : Havlamak
Ötürek : İshal
Öz : Küçük su deresi-su yatağı
Pâla : Fasulye
Paldır : Bir tür odunsu bitki maki
Paltun : Semerin arka kayışı
Pambuk : Pamuk
Pamuklu : Yünden yapılan dışına yüz geçirilen kaban (el yapımı)
Pancar : Kara Lahana
Pasa : Devamlı
Pe : Taş duvar
Pelit : Palamutlu meşe ağacı
Peşkir : El havlusu
Pezük Pazı
Pılı-pırtı : Önemsiz eşya, çamaşır
Pilla bôcù : Uğurböceği
Pinnik : Kümes
Pıtdak : Patlamış mısır
Pıtdancuk Sivilce
Pontul : Pantolon
Posalak : Pasbal
Potak : Üzüm ve fındık koçanı
Potur : Kestanenin yeşil kabuğu
Poyra : Değirmende suyun çarka düzgün vurmasını sağlayan boru
Pösmeç Kötü giyimli
Puar : Pınar
Püren : İğne yapraklı bir tür maki
Püsür : Kendir işlenmesinden artan parça
Saan : Büyük derin tabak (sahan)
Saciyek : Sacayağı
Sadır : İdrar
Sakat : Yara
Sallanguç : Salıncak
Sâlur : Sağılabilir hayvan
Samallık : Samanlık
Samuramak : Uykuda konuşmak, sayıklamak
Sandal : Fıraktı yapımında kullanılan yatay ağaç
Sapliyek : Kepçe, servis kaşığı
Sârak : Ufak kùlek
Sârı : Atın kalça üzeri
Savacak : Su savağı
Sayta : Kuş lastiği (Sapan)
Sayvan : Tarlalarda beklemek için kurulan derme çatma yapı
Selamlık : Antre
Semen : Dar çaplı yer sofrası
Sergen : Ağaçtan yapılan dal parçasıyla örülü mısır dövme aleti
Sinmeç : Saklambaç
Sınnak : Hayvan toynağı
Sırgan : Isırganotu
Sivsan : Alabalık yavrusu
Sökel : Nezle gibi hafif hastalık
Söykenmek : Yaslanmak
Söykiye Kırlent, yastık
Susa : Şose yol
Süüç : Baş-İşaret parmakları arası ölçüsü
Şalak : Tohumluk salatalık
Şalvar evelê : Doğal ortamda yatişen şapkalı kırmızı mantar
Şello çorbası : Kabak ve sütten yapılan tuzlu yemek
Şincik : Şimdi
Şişek : Altı aylık koyun
Takaç : Ağaçkakan
Taknal Karayemiş-Tahnal
Talıç : Bir tür koyun
Tâlla : Tarla
Tam : Kütükten çivisiz yapılan yüksek ev, yapı (tahıl ambarı)
Tefnel : Defne
Tekne : Hamur,çamaşır,zahire,ekmek konulan ağaç kap
Terek : Raf, mutfak rafı
Teşi : Yün eğirme aleti
Tevek : Sarmaşık, kabak fasulye vs gövdesi
Tez : Acele - Su ile çalışan ağaç tornası
Tezelemek : Tazelemek
Tığlamak : Üst üste çok miktarda toplamak
Tıkıl : Küçük tane
Tille : Kalın ip
Tıman : Don
Tıngıl : En küçük sepet
Tırıl : Düğün yöneticisi
Tiyen : Sincap
Toklu : ermemiş erkek koyun
Tolas : Kuytu köşe
Topur : Sürülmüş tarladaki iri toprak parçaları
Tozluk : Keçikılından örme diz ayak arası kış çorabı
Töz : Kulak içi- iç- merkez
Tülek : Tavuk Tüyü
Tüsü : Duman, Tütsü
Tüydü : Küçük tepe - kaçmak tüymek
Uvartdama : Onarma
Üğrümek : Beşik sallamak
Üskül : Sarı kokulu bir tür kır çiçeği
Üşeyik : Yaban kedisi
Üvez : Sivrisinek
Yaba : Harman savurma küreği
Yâğlaş : Mısır unundan yapılan bir yemek
Yal : Hayvan yiyeceği
Yalôğ : Alev
Yalôz : Yalnız
Yamaluk : İşe yaramaz bez parçası
Yaniç : Su yengeci
Yaniş : yanlış
Yantiri : Yan yan
Yapoo : Uzun tüylü yün
Yarma : Elle çalışan değirmende öğütülen mısır
Yarma daşı : Mısır parçalamak amaçlı elle çalışan değirmen
Yâş : Yağmur
Yâşak : Yalama, lüzumsuz
Yaşmak : Ocaklıktaki küçük raf
Yatur : Devrilerek çürümüş ağaç
Yavan Yalın -Sağılacak ineği olmayan insan -sade
Yavannık : Ekmeğin yanında yenilecek süt, ayran
Yavşu : Bit yavrusu
Yavuncama : Acıkmak
Yaykın : Çınar ağacı
Yayuk : Yayık
Yelemsük : Şekli bozuk duruş
Yelguvan : Ahşap çatı eteklerindeki tahta küpeşte
Yevgü : Hayvan için kuru yiyecek
Yığın : üstüste yığılmış tahıl sapı, hayvan yiyeceği
Yılım : Çıra parçası
Yılmuk : Balta darbesi ile ağaçtan kopan çok küçük odon parçası
Yitük : Kayıp, Yitik
Yivdin : Siyah meyveli boyalı yabani bitki
Yolak : Yolunmuş, tüyü alınmış
Yoluşmak : Birbirini gereksiz yere yorma
Yöörek : Beşikte kullanılan bir bez
Yuka : Yufka- derin olmayan -sığ
Zahra : Tahıl, zahire
Zangadanak : Aniden, birdenbire
Zeel : Akşamüzeri
Zehmeri : Ocak
Zelve : Boyunduruğu hayvanın boynuna bağlayan iki çubuk
Zımbuk : Yumruk
Zırılzırıl : Sağanak yağış
Zıvana : İnce uçlu el testeresi
Zollu : Şişman bakımlı palaz , zorlu
Logged
admin
Administrator
Newbie
*****
Mesaj Sayısı: 20


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #5 : Kasım 24, 2009, 08:16:51 ÖÖ »

Pilla böcük: Uğur Böceği
Göden: Kurbağa
Dozirik:Uçarken ses çıkaran bir böcek türü
 
Logged
admin
Administrator
Newbie
*****
Mesaj Sayısı: 20


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #6 : Kasım 24, 2009, 08:28:55 ÖÖ »

Gümüşhane Kürtün ilçesi Günyüzü köyünden bulduğum alıntı aşağıdadır. Köyümüzde bunların en az 3/4 ü bilinmektedir.
GENDEME  :

Mısırdan yapılan bu yemek davetlerimizin değişmez yemeklerindendir

HITIR ÇORBASI  :

Yine mısırın değirmende kırılmış olan bi çeşinden yapılan bu yemekte kış mevsiminde değişmezimizden.İnsanı sıcak tutar soğuğa karşı.

ALAÇORBA  :

Kış mevsiminin yine sofralardan eksik olmayan bi çeşidi pancar,fasulye ve mısır yarmasından yapılan bu yemeğimiz piştikten sonra birde yoğurt katılınca çok lezzetli bir hal almakta.

SİRON  :

Ramazan ayının bir numaralı yemegi.yufkanın daha sıcak olduğu zamanda kesilip kurutulur ve hazır yemek olarak çayın yanına katık edilir.

TALAŞ  :

Kavurması çok hoş olur hele yanında birde ayran var ise,fasulyenin yaz aylarında kurutularak oluşturulan bu çeşit her vakit yenilebilir.

HELLE  :

Hastalık zamanalarında (özelliklede ateşli)annelerin hemen hazırladıkları bir ilaç gibidir helle.Yapılışı kolay suya unu koyun bi süre kaynatın tabi yağ koymayı unutmayın koyulaşmak üzereyken alın.

OĞMAÇ  :

Buda hellegillerden olup biraz tokalaklı olur.

YAĞLAŞ  :

Hellegillerden.

SIRGAN  :

Bizde "yede ırgan" derler hemen peşinden.Ata sözümüzdür.anlaşılacağı üzere çok faydalı bir besin kaynağıdır sırgan.Masrafı yoktur çarşıdan alınmaz analarımız bi kere tarlaya doğru gitmesin sanki analara görünür bu sebze.

GALDİRİK  :

Bu sebze çeşidimizde ormanlarımızda olur.Özellikle turşusu yapılır.İstanbulda hemşerilerimizn evlerinde mevcut olur genellikle

BALDIRAN  :

Galdirikgillerden

CELECOŞ  :

MEROLCAN  :

Yabni tikenin taze uçları toplanarak kavrulur değişik bi tat oluşur.

ZUAL TUZLUSU  :

Adında anlaşılacağı gibi yazın tuzlanır kışın kavrularak yenir.

TIRMIT  :

Mantara tırmıt deriz biz.yazın ormanlarımız bu bakımdan zengindir.Kara tırmıt,kızıl tırmıt(yakıcı)kuzu göbeği,doruk tırmıdı gibi..

FOŞFORAN  :

Biz sirkende deriz,tarlalarımızda yabani olarak büyür bu bitki kavurması yapılır.

FETİR  :

Sulu hamurdan yapılır.

ÇÖREK  :

Analarımız genelde artan ekmek hamurundan yapar.tavada kızartılır.Özelliklede sabah bi başka tatlı olur tereyağını koyarsın ortasına eridikçe çalarsın ekmeği yağa.

GİLİK  :

Darı hamurunun sacda pişirildiği zamanlarda meşhurdu ama bu gün sorsam çocuklara bilmezler.dört ekmek dizilir saca doğru boş kalan yerlerede uşaklara vermek için ufak hamurlar bırakılır,uşaklar ne döğoşler iderdi gilik için

Köyümüze özgü kelmeler eskimekle birlikte halen daha büyüklerimiz tarafından kullanılmakta.

Bunların ilk gözümüze çarpanlarıda aylara verilen isimler;

Ocak-Zemheri,-Şubat-Gücük,-Mart-Mart,-Nisan-Abrul,-Mayıs-Mayıs-Haziran-Kiraz,-Temmuz-Orak,-Ağustos-Ağustos,-Eylül-İsatvrit, Ekim-GoÇ ,Kasım,Boş,-Aralık,Garagış

Köyümüzde kullanılan kelimelerden küçük bir sözlük hazırladık;

Acışmak : Acımak Adıbelli : Bayağı, Epey, Daha fazla Ağlen : Bekle Alaf : Ağacın Bir Dalındaki Yaprakların Bütünü Alamuk : Parçalı Bulutlu Aluç : Battaniye Amel : İshal Annaklamak : Bakmak Anuk : Nane Arkalıç : Yük Taşırken Sırtın Acımaması için koyulan giysi veya bez parçası Ayama : Lakap Azecük : Azcık Bayak : Biraz Önce Baynımak : Yaşam Standardını Yükseltmek Behni : Ahırda ineklerin yemlerini yediği yer Benne : Bilmiyorum Bıcak : Mutfak Bibi : Hala Bitike : Azıcık Bökelek : Kaynar Su Bökelemek : 1-Kaynayıp Taşmak 2- Hayvanların sıcak havada gölgeye kaçması Bööce : Fasülye Tanesi Börtlek : Büyük Göz Büzmeldek : Dikenli Bir Meyve Cablama : İki tarafı yontulmuş uzun ağaç parçası Camadan : Örgülü sırt çantası Celmük : Ağaç Çöpü, Cırcıl : Fermuar Cingit : Kesilmiş Ağacı Çekmeye Yarayan Demir Alet Ciscibit : Islak Cücük  : Civciv Çakıldak : Çekirdek Çencik : Kapının demir sürgüsü Çentik : Çizgi Çeşit : Boya Çığrışmak : Hep Birlikte Bağırmak Çıtıman : Mısır Saplarının biraraya toplanması Çöğrek : Mısırın sapı kesildikten sonra toprakta kalan kısmı Çöten : Mısır Deposu Daşanalık : Taşlık Debren : Kalas Depebızdık : Takla Depük kuru Dığıl : Ağaç sırık Dıkılmak : Girmek Didmek : 1- Cimciklemek, 2- Yünü parçalara ayırmak Dilken : Çatalsı kürek Dinelmek : Ayakta Durmak, Dikilmek Dişeme : İnce İp Dobuç : Kulağı Küçük Keçi Dorç : Yük haynanlarını durdururken söylenen kelime Dunzar : Gölge, gizli yer Düdek : Küçük Meyve Tanesi Düdül : Kulağı Ufak ve Oval Keçi Eğercek : Kirman Eğsi : Odun Eşik : Giriş Eşün : Esiran, Demir Maşa Evlek : Yayla Mantarı Evza-Hevza : Kibrit tanesi Fenikmek : Kıpır Kıpır Olmak Fıraktı : Ağaçtan Yapılmış Çit Fide : Fidan Foltak : Bol Forslu : Güzel, Alımlı Fortik : Eşeğin Küçük Yavrusu Foruz : Horoz Foturuk : Sümük Gada : Erkek Kardeş Gambalak : Güyük kaya Ganat : Sayfa (defter, kitap sayfası) Gapmak : Isırmak Gara Göğnük : Morarmış Gasgasan : Kalabalık Gatık : Sulu Yoğurt, Ayran Gayde : Gayda, Ritm Gayır : Suyun içindeki küçük kum tanecikleri Gaylık : Yağmurluk Gecin : Kuru Fasülyenin Dışı Geçek : Geçit, giriş kapısı Geh : Gel (hayvanlar için) Gelek : Ağaç Yaprağı Germük : Ağaç köprü, dere geçeceği Geroğu : Dal Çekeceği Gıdı : Sopa, Deynek Gıhri : Kurumuş çam pürçeği Gırkmak : Kırpmak, Makasla Kesmek Gıy : Kıyı Gıyo : Güvey, Damat Gigişmek kaşınmak Gocaman : Yaşlı Erkek Goğsal : Mısır Talaşı Gopça : Düğme Goru : Etrafı çevrili çit Goylak : Çukur Göççek : Gözlük Göğnü : Olgunlaşmış Meyve Göğnük : Yanmış bez yamalık Göresi gelmek : Özlemek Görsetmek : Göstermek Göstek : Ahşap binaları rüzgardan korumak için çalılan ağaç payanta Gufa : Ağaç Su Kabı Güççük : Küçük Güdüne  : Mısır Posası Güründek : Harlamış Ateş Haböle : Böyle Habu : bu Hangıra : Neresi Haniye : Nerde Haşıl : Fırın darısı kuymağı, Haşu : şu Hatıl : Taş duvarlarda duvarın sağlamlığı için duvar arasına atılan ağaç, kalas. Hayat : Evin Giriş Kısmı Hayıf : Öç Heççek : Güzel Helle : Muhallebi Hennük : Nem Herklemek : Tarlayı kazmak Hıngıramak : Üşümek Hırtık : Asi Köpek Hıtır : Büyük taneli un Hızan : Uşak,Çocuk Ho : O Hoğlamak : Koşmak Hopçurlamak, : Zıplamak Hozan : Açık Alan Höl : Islak Hölümek : Islanmak Iba : Nem Imışmak : Isınmak Imuk : Sıcak Irımdırım : Pürünar, Darmadağın Işkı : Filizlenmş Fidan İnek şahmanı : Gök kuşağı İskemi : İskemle Kersan : Hamur Teknesinin Ufağı Kertik : Çentik Kesek : Küük Çalı, Kürdan Keyvanı : Yaşlı Kadın Kırata : Kariyer Kıtınnak kızarmış ekmek Kiranlamak : Kilitleme Kopmak : Koşmak Kortlatmak : Kırtlatmak Koru : Yukarı Köynek : Mintan, Gömlek Küpeste : Çencik Takılan Demir Kıvrım Kürün : Hayvanların su içtiği ağaçtan yapılmış büyük çanak Küsküllemek : Karıştırmak Kütmek : Küçük Tabure, iskemle Mauzu : Serendi Me : Al Mıkır : Cimri Mırık : Küçük ham armut ahlat Mile : Misket Minnet : Hortlak Nebri : Gavur İstenmeyen Adam Niye Öylemiymiş : Hayır Obuz : İki tepe arasında suyun geçtiği yer Oğluk : Sakin, Sessiz Kalabalık Olmayan Ödütleme : İnekten Süt Almak İçin Yavrusuna Memesini Emdirip Geri Çekme, Öğörsek : Kızışmış Hayvan Ökünmek : Taklit etmek Örklemek : Hayvanı bağlamak Örklü : Bağlı Örme : Kazak Padar : Yarılmış Odun, Partlangoç  : Bir nevi şırınga Partuç : El Bezi Peşko : Soba Pılla böcük : Ateş Böceği Pırtı : Çamaşır Pur : Büyük Kaya Salduç : Sağdıç Sitil : Su Kovası Soğlanmak : Ağıt Yakarak Ağlamak Soyka : Ters, Aksi Şavak : Şafak Şelek : Küçük Sepet Tepür : Ağaçtan Yapılmış Sini Tılkı : Guatr Traşlama : Ağaç Dikim Yeri Üğüş : Ekmek Kırıntısı Ülkel : Gökteki sıralı yedi yıldız Üşkü : Hızar tozu talaş Yalanu : Harlamış Ateş Isısı Yamalık : Bez Parçası Yapuk : taramakta zorlanılan saç Yarmaça : Yarılmış İncelmiş Odun Yasi  : Çamaşır Yay : Issız Yaz Yaykınmak : Taharet, Alt Temizliği Yumak : Yıkamak, Temizlemek Yummak : Kapatmak Yüklü : Hamile Yümsemek : Yükselmek Yüzü ışımak : Neşeli Olmak, Yüzü Gülmek Zaat  : akşam Zembelek : Kapı Kolu Zibil : Çayın içildikten sonra bardakta kalan bölümü Zollu : Güzel Zopçin : Lastik gibi uzayan Zorti : Ebeleme Zual : Kızılcık Zumbuk : Tokat

Pür : Çam ve Ladin Ağaçlarının bir dalındaki yapraklar bütünü Bittamacık  : Azıcık çok az Zöpçük : Çöp

İskolos Etmemek : Önemsememek, takamamak

Gunna : Musluk

Gügüm : Su taşınan plastik kap

Mada : İştah

Salık Etmek : Göstermek, Tarif etmek

Hörgelek : Kızgın

Dayaşkan : Payanpa (Payantur)

Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.129 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu